Anadolu kültür ve medeniyetinin usta kalemi: Nurettin Topçu

“Hareket” dergisinin kurucusu, sosyolog, felsefeci, yazar ve öğretmen Nurettin Topçu, vefatının 48. yılında yad ediliyor.

Anadolu ve İslam medeniyeti sentezi için çabalayan fikir adamı Topçu, 1909’da İstanbul Süleymaniye’de dünyaya geldi.

Kimlikteki adı Osman Nuri olan Topçu’nun Erzurum’da hayvancılık ve tahıl işleriyle uğraşan babası Ahmet Efendi İstanbul’a giderek Çemberlitaş’ta kasap dükkanı işletmeye başladı.

İstanbul’un tarihi semtlerinde yetişen Nurettin Topçu da Bezmialem Valide Sultan Mektebi ve Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi’nde eğitim gördü.

Küçük bir sandıkta kitap ve gazete biriktirirken, öğretmeni Nafiz Bey sayesinde Mehmet Akif Ersoy sevgisi ve hayranlığı kazanan Topçu, bir süre Vefa Lisesi’nde okuduktan sonra 1928’de İstanbul Lisesi’ni bitirdi.

Aynı yıl Fransa’ya giden usta yazar, hem Fransızca öğrenmek hem fark derslerini tamamlamak için Aix Lisesi’ne başladı.

Sonrasında Strazburg Üniversitesine geçerek felsefe öğrenimi gören Topçu, felsefe, ahlak, psikoloji, sanat felsefesi, tarih, mantık, sosyoloji, arkeoloji alanlarında da eğitim aldı.

Paris’te felsefe doktorası yaptı

Sorbonne Üniversitesinde (Paris Üniversitesi) 1934’te felsefe doktorasını veren Topçu, Türkler arasında ahlak üzerinde çalışan ilk öğrenci ve Sorbonne’da felsefe doktorası veren ilk Türk oldu.

Topçu’nun Fransa’da 6 yıl boyunca devam eden eğitimin sonunda verdiği doktora tezi, “İsyan Ahlakı” adıyla Türkçeye tercüme edildi.

Fransa’da 1934’te, Türkiye’de ise 1990’da Kültür ve Turizm Bakanlığınca yayımlanan başarılı çalışmasından dolayı üniversiteden altın saat, Amerika ve Kuzey Amerika’ya seyahat gibi ödüller kazanan usta yazar bu ödülleri kabul etmedi.

Ödüllerin yerine Sorbonne Üniversitesinin giriş ve çıkış kulelerinde 24 saat Türk bayrağının asılmasını isteyen Topçu’nun bu isteği üniversite yönetimi tarafından yerine getirildi.

Hayatı okul, ev ve kütüphane arasında geçti

Avrupa’daki hayatı okul, ev ve kütüphane arasında geçen Topçu, aynı dönemde Sosyoloji Cemiyeti’ne girerek, derneğin yayın organında felsefi yazılar kaleme aldı.

Samet Ağaoğlu, Ömer Lütfi Barkan, Besim Darkot gibi o yıllarda Fransa’da bulunan Türk öğrencilerle tanışan yazar, öğrencilik yıllarını Remzi Oğuz Arık ve Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu ile geçirdi.

Nurettin Topçu’nun Hareket felsefesinin kurucusu Maurice Blondel ile tanışması, fikirlerinin olgunlaşmasında önemli bir rol oynadı.

Usta yazar etkisinde kaldığı felsefenin kavramlarını ve metodunu kullanarak ahlak sorunlarına kendi kültürü açısından farklı bir yaklaşım getirdi.

Dr. Adnan Adıvar’ın Türkçe dersi verdiği tasavvuf tarihçisi, Hallac-ı Mansur mütehassısı Fars kökenli yazar ve şair Luis Massignon ise daha sonra bu dersi Topçu’dan almaya başladı.

Topçu, Yunus Emre ve Mevlana Celaleddin Rumi’nin düşüncelerinden de etkilendi.

Doçent unvanına rağmen üniversitede kadro verilmedi

Sorbonne’da başladığı Bergson üzerine çalışmasıyla doçent unvanı alan başarılı yazara, doçent unvanına ve İstanbul Üniversitesi’nde iki yıl eylemsiz doçent olarak çalışmasına rağmen üniversitede kadro verilmedi.

Düşünsel ve kültürel alanda çalışmalarının bir bölümünü, kuruluşuna da katıldığı Türk Kültür Ocağı, Türk Milliyetçiler Derneği, Milliyetçiler Derneği ve Anadolu Fikir Derneği’nde sürdüren Topçu, Türkiye’ye döndükten sonra Galatasaray Lisesi başta olmak üzere farklı liselerde öğretmenlik görevi yürüttü.

Yaklaşık 40 yıl boyunca öğretmenlik yapan Topçu, 1960 ihtilaline kadar Robert Kolejinde tarih, İstanbul İmam Hatip Okulu’nda psikoloji, felsefe ve dinler tarihi dersleri verdi.

Vatani görevini 6 Mayıs 1936 – 31 Ekim 1937 arasında levazım asteğmeni olarak, İstanbul Hasköy’de tamamladı.

Topçu, TBMM’nin birinci dönem muhalif milletvekillerinden aynı zamanda aile dostları olan Hüseyin Avni Ulaş’ın kızı Fethiye Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı.

Sırrı Tüzeer vasıtasıyla Nakşi şeyhi Abdülaziz Bekkine Efendi ve Nakşi Hasib Efendi ile tanışan ve Abdülaziz Efendi’ye intisab eden Topçu, düşünce dünyasına yeni bir yön veren şeyhinin ölümünden duyduğu acıyı “Taşralı” kitabında “Yıldırım’ın Huzurunda” başlıklı yazısıyla kaleme aldı.

Celal Ökten’den de İslami ilimler yönünden faydalanan yazar daha sonra İmam-Hatip okullarının kuruluşunda programların hazırlanmasında Celal Hoca ile mesai arkadaşlığı yaptı.

Hareket felsefesinden esinlenerek 1939’da “Hareket” dergisini çıkarmaya başlayan Topçu, bir ekol oluşturdu ve hareket felsefesini Türk okurlarına tanıttı.

“Anadoluculuk” düşünce hareketini savundu

Anadolu coğrafyasında yaşayan herkesi merkeze koyan “Anadoluculuk” düşünce hareketini savunan usta yazar, kadim İslam ve Türk tarihini, tasavvufu ve modern dönemdeki sosyolojik gerçekliği de eserlerinde tahlil etti.

Nurettin Topçu, Anadolu toprağına ve Türk tarihine sıkı sıkıya bağlı bir milliyetçilik anlayışı geliştirerek, eğitimden ekonomiye, ahlaktan politikaya, felsefeden bilime, insanı ilgilendiren her alanda yazılar yazdı.

Ali Fuat Başgil ile Adalet Partisi’nin kuruluş çalışmalarına katılıp 1961 seçimlerinde Konya’dan aday gösterilen Topçu, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Başgil’e gösterilen muamele nedeniyle ve Süleyman Demirel’in parti başkanlığına getirilmesinin ardından bu çevreyle ilişkisini kesti.

Topçu, İstanbul Erkek Lisesi’nden 1974’te emekliye ayrıldı ve 1975’e kadar düşüncelerini sergilediği “Hareket” dergisini aralıklarla yayımladı.

Dergide yayımlanan “Çalgıcılar” başlıklı yazısıyla sürüldüğü Denizli’de Said Nursi ile tanışan yazar, Nursi’nin tüm mahkemelerini takip etti.

İslam’a bağlılığı fikirlerinin temel dinamiği oldu

Topçu, Medeniyeti “İnsanlığın muayyen tarihi devirlerinde bir zümre cemiyetin benimsediği vasıtalarla çalışarak ortaya koyduğu ve yaşattığı teknik eserlerin ve yaşayış şekillerinin bütünü”, kültürü ise “Bir cemiyetin kendi tarihi içinde meydana getirdiği değer hükümlerinin bütünü” olarak tanımladı.

Batıcılığın ve Batılılaşma çabalarının taklitten öteye gidemeyişinin nedenini kültür ile medeniyetin birbirine karıştırılmasında gören yazar, “İsyan”ı da “insanı Allah’a götürecek yolları tıkayan her şeye başkaldırı” olarak tanımladı.

Cumhuriyet devri Türk felsefecileri ve aydınları arasında ahlak konusunda en çok metin kaleme alan ve bu sahadaki vurgularını bütün hayatı boyunca ısrarla sürdüren Topçu, ilk yazılarından itibaren bütünlüğü olan çok taraflı bir fikir mücadelesi yürüttü.

Nurettin Topçu, aynı zamanda Osmanlı-Cumhuriyet modernleşmesini hesaba katıp onu aşmayı hedefleyerek tenkitçi bir bakışla “yeni bir insan”, “millet”, “devlet modeli” keşif ve inşa etmeye çalıştı.

Nizam Ahmed imzasıyla şiirler yayımlayan usta kalem, 1975’in nisan ayında pankreas kanserine yakalandı ve 10 Temmuz’da vefat etti.

Topçu’nun naaşı İstanbul’un Fatih ilçesindeki Kozlu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Cumhurbaşkanlığı “Vefa” ödülüne layık görüldü

Nurettin Topçu’ya, 2017’deki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nde, “İnsanın var oluşunu sadece et, kemik, kan ve maddeden ibaret görmeyip ruhun derinliklerine inen, isyanın da bir ahlakı olduğunu ve bireyin toplumda bir ahlak nizamı çerçevesinde kendine yer edineceğini anlatan, bu millete Anadolu irfanının kıymetini ve düzen kurucu ahlakını kuşanmayı telkin eden, kadim İslam ve Türk tarihini, tasavvufu ve modern dönemdeki sosyolojik gerçekliği tahlil eden eserleri” dolayısıyla “Vefa” ödülü verildi.

Ezel Erverdi ve İsmail Kara tarafından Topçu’nun daha önce küçük kitap halinde basılan çalışmalarının yanı sıra makaleleri de taranarak, kitaplara girmemiş yazılarının tasnifiyle bütün eserleri yeniden düzenleniyor.

İnceleme, deneme, öykü, roman, çeviri ve ders kitapları kaleme alan usta yazar, “İsyan Ahlakı”, “Yarınki Türkiye”, “İslam ve İnsan”, “Ahlak Nizamı”, “Ahlak”, “Devlet ve Demokrasi”, “Mevlana ve Tasavvuf”, “Kültür ve Medeniyet”, “Türkiye’nin Maarif Davası”, “Taşralı”, “Bergson”, “Mehmet Akif”, “Büyük Fetih”in de arasında bulunduğu pek çok eser kaleme aldı.

Nurettin Topçu’nun tüm eserleri, Dergah Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturuluyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx