‘Aksa Tufanı’na ilişkin istihbarat zaafının pek olası gözükmediğini söyleyen Zaharova: Küresel sonucu olur

Aksa Tufanı operasyonunun başlangıcından bu yana bir hafta geçti. Birçoğumuzun dileği akan kanın hemen durması ve sivillerin bir an önce hayatlarına geri dönebilmesi. Ancak geçtiğimiz hafta yaşanan gelişmeler ve bazı ülkelerin tepkileri olayların dinmesi yerine kendi kontrollerinde kaosun devam etmesinden yana olduklarının emarelerini içeriyor.

Şimdiye kadar gözler başta ABD olmak üzere kolektif Batı ile İran ve uzantıları üzerinde olsa da Gazze’de olayların patlak vermesi azımsanmayacak derecede işine yarayan Rusya’nın değerlendirmeleri de önemli.

Zira, Ukrayna savaşı sürerken Rusya’nın karşısında kümelenen ittifakın ilgisini ve enerjisini başka yere çekecek bir sorun Filistin-İsrail çatışması. Bu olayları Rusya için değerli kılan bir başka gelişme ise geçtiğimiz Eylül ayında G20 zirvesinde açıklanan Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru. Şüphesiz bu koridorun kadük kalması Çin gibi Rusya için de değerli.

‘OLAYLARIN ARKASINDA ANGLOSAKSONLAR VAR’

Peki, Aksa Tufanı operasyonu ve takip eden gelişmeler hakkında Rusya’nın değerlendirmeleri ne? Bu konuda Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Bilgi ve Basın Departmanı Müdürü Mariya Zaharova’nın görüşlerini birinci elden alma imkânı buldum. 

TASS’ın davetlisi olarak Küresel Gazeteciler Konseyi ile Moskova’daki Türk-Rus gazeteciler buluşmasına katılan Maria Zaharova ile görüştüm.

Zaharova, sorunun bölgesel olmasına rağmen potansiyel olarak büyük küresel sonuçları olabileceğine işaret etti. Özellikle insani konularda milyonlarca kişinin yerlerinden edilerek devasa boyutlarda bir soruna dönüşebileceğinin altını çizdi.

Ayrıca, Rusya’nın taraflarla ve bu olayların kurbanı olduğunu düşündükleri bölgedeki diğer Arap ülkeleri ile sürekli temasta olduğunu da belirtti.

Zaharova’nın dikkat çektiği en önemli nokta ise çözümün ancak olayların başlangıcını iyi analiz edip doğru tanıyı koymakla sağlanabileceği idi.

İsrail ve ABD’nin, Ortadoğu’da yeni bir savaşa bahane olarak Aksa Tufanı operasyonuna izin verip vermediği onun için önemli bir soru. Burada istihbarat zaafının olabileceği pek olası gözükmüyor. 

Hamas’ın yaklaşık bir yıldır bu operasyon için hazırlandığını ve bu planlamalar yapılırken İsrail ve ABD’nin bu operasyondan haberdar olmamalarının mümkün olmadığını vurguladı. “Bunu ben söylemiyorum. Sosyal medya da dahil olmak üzere birçok mecrada bu operasyonun bir yıldır planlandığı konuşuluyor. Burada asıl soru İsrail ve ABD neden buna izin verdi?” Elbette bu retorik sorunun cevabı onda vardı. Sözünü esirgemeden bu olayların arkasında Anglosaksonların yani ABD ve İngiltere’nin olduğunu iddia etti. 

BOSTON SALDIRISI…

ABD’nin böyle olaylara yeterli istihbarata sahip olmasına rağmen izin vermesinin ilk defa olmadığını Boston maratonu bombalaması ile örneklendirdi. Rusya’nın bu olayda saldırganlarla ilgili bilgi ve belgeleri paylaştığını ama ABD’nin saldırganlarla ilgili harekete geçmediğini söyledi.

‘ABD SİLAH YIĞIYOR’

Zaharova, Aksa Tufanı ile başlayan süreçte ABD’nin kendi kendisini İsrail ve Arap ülkelerinin güvenliğinin sorumlusu ilan ettiğini ve olayları bahane ederek bölgeye silah yığınağı yaptığını düşünüyor. 

ABD’nin Gazze olayları ötesinde de bölgeyi şekillendirme konusunda planları olduğunu söylemek mümkün. Bu planların içinde ABD’nin uluslararası yeni bir koalisyon kurma peşinde olduğunu görmek zor değil. Böyle bir koalisyonu kurmak için ise Hamas’ı IŞİD benzeri bir konuma yerleştirecek bir anlatı inşa edildiği, özellikle Batı medyasına bakınca çok açık. Sıklıkla Hamas’ın IŞİD’den bile daha acımasız olduğu konusu işleniyor. Çoğu zaman bürokrasilerini hantal olarak adlandırabileceğimiz Avrupa ülkelerinin Hamas’ın terör örgütü olarak tanımlanmasındaki hızı ortak kararlaştırılmış bir planın varlığına işaret ediyor.

‘AB GİRİŞİMİ GEREK’

Açıkça söylemese de Zaharova tam olarak bu koalisyonu hedef alan bir çözüm önerisi sunuyor. Avrupa Birliği’nin (AB)sorumluluk alarak kendi çizgisinde barışçıl bir girişime önderlik etmesi gerektiğini söylüyor. Altını da Libya, Suriye ve Yemen’de ABD’yi takip eden AB’nin etkisiz kalıp olayların daha da kötüye gittiğini söyleyerek dolduruyor. Yani ABD’nin oluşturmaya başladığı koalisyona engel olmak ve Avrupa’yı kendi bağımsız politikalarını geliştirme ve uygulama konusunda cesaretlendirmek Rusya’nın söylem ve stratejisinin önemli bir parçası.

Uzun lafın kısası, Gazze, değişim sancılarıyla kıvranan dünyamızın patlama noktalarından biri ve aslında büyük güçlerin dövüştüğü bir başka ring. Bölgesel bir savaşın tohumları çoktan atıldı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx